• Otistik Bozukluk nedir?

  • Otistik bozukluk, Yaygın Gelişimsel Bozukluk (YGB) çerçeve terimi altında yer alan gelişimsel bozukluklardan biridir. Alanyazında, Otizm Spektrum Bozukluk (OSB) terimi, YGB terimi yerine tercih edilebilmekte ve kullanılmaktadır. YGB terimi, ilk olarak, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan ve tanı koymada oldukça saygın bir ölçüt olan Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı’nda (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) 1980 yılında, OSB terimi ise 1988 yılında yer almıştır (Smith, Polloway, Patton ve Dowdy, 2008). YGB ya da OSB; Otistik bozukluk, Rett bozukluğu, Çocukluğun Dezintegratif bozukluğu, Asperger bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk (Atipik otizmi de kapsar) gibi beş gelişimsel bozukluk alanını kapsamaktadır.
  • Otistik bozukluk ilk olarak kim tarafından, ne zaman tanımlanmıştır?

  • Otistik bozukluk ilk olarak 1943 yılında Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır.
  • Otistik bozukluk nasıl tanımlanır?

  • Otistik bozukluk, YGB yelpazesinde yer alan, toplumsal etkileşim ve iletişimde yetersizlikler ile davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerle ve toplumsal etkileşim ve iletişimde kullanılan dil ya da sembolik/imgesel oyun becerilerinin en az birinde 3 yaşından önce gecikme ya da olağandışı bir işlevselliğin olması ile karakterize edilen gelişimsel bir bozukluktur. Ülkemizde, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde (2006) yer alan tanımlar başlığı altında “Otistik birey” terimi kullanılmakta ve Otistik birey; “sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim, ilgi ve etkinliklerdeki sınırlılığı erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bu özellikleri nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan birey” olarak tanımlanmaktadır.
  • DSM-IV-TR'de (2000) otistik bozukluk tanı kriterleri nasıl ifade edilmiştir?

  • Amerikan Psikiyatri Birliği, Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı, yeniden gözden geçirilmiş dördüncü baskısında (DSM-IV-TR, 2000), otistik bozukluğu, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar yelpazesi altındaki bozuklardan birisi olarak ele almaktadır. DSM-IV-TR (2000)’de yer alan, otistik bozukluğun özellikleri ve tanı kriterleri şöyledir:
    299.00 OTİSTİK BOZUKLUK
    A. En az ikisi (1)’inci maddeden ve birer tanesi (2) ve (3)’üncü maddelerden olmak üzere (1), (2) ve (3)’üncü maddelerden toplam altı (ya da daha fazla) maddenin bulunması:(1) Aşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal etkileşimde nitel bozulma:(a) Toplumsal etkileşim sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi sözel olmayan bir çok davranışta belirgin bir bozulmanın olması(b) Yaşıtlarıyla gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe(c) Diğer insanlarla eğlenme, ilgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama (örn. İlgilendiği nesneleri göstermeme, getirmeme ya da belirtmeme)(d) Toplumsal ya da duygusal karşılıklar vermeme(2) Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde nitel bozulma:(a) Konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması (el, kol ya da yüz hareketleri gibi diğer iletişim yollarıyla bunun yerini tutma girişimi eşlik etmemektedir.)(b) Konuşması yeterli olan kişilerde, başkalarıyla söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması(c) Basmakalıp ya da yineleyici ya da özel bir dil kullanma(d) Gelişim düzeyine uygun çeşitli, imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama(3) Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olması:(a) İlgilenme düzeyi ya da üzerinde odaklanma açısından olağandışı, bir ya da birden fazla basmakalıp ve sınırlı bir örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma(b) Özgül, işlevsel olmayan, alışılageldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya uyma(c) Basmakalıp ve yineleyici motor mannerizmler (Örneğin; parmak şıklatma, el çırpma ya da burma ya da karmaşık tüm vücut hareketleri)(d) Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşıp durmaB. Aşağıdaki alanlardan en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması: (1) toplumsal etkileşim,(2) toplumsal iletişimde kullanılan dil ya da ,(3) sembolik ya da imgesel oyun.C. Bu bozukluk, Rett Bozukluğu ya da Çocukluk Dezintegratif Bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.
  • Otistik bozukluğun yaygınlığı nasıldır?

  • Otistik bozukluğun yaygınlığına ilişkin kesin bilgiler bulunmamakla birlikte alan yazında farklı bilgiler yer almaktadır. Örneğin, DSM-IV-TR (2000), otistik bozukluğun 10.000’de 5 görülme sıklığı olduğunu bildirmekte iken (Akt., Friend, 2006), Fombonne (2003) yılında, 1966-2001 yılları arasında otizmin yaygınlığına ilişkin yapılan bilimsel çalışmaları incelemiş ve otistik bozukluğun görülme sıklığının 10.000’de 10 olduğunu bildirmiştir (Akt., Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007). En güncel bir bilgi olarak, Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezi (Centers for Disease Control Prevention)’nin 2009 verilerine göre, otistik bozukluk en yaygın görülen yaygın gelişimsel bozukluktur ve 110’da 1 görülme sıklığı vardır (Akt., Amerika Otizm Topluluğu, 2010). Bu yaygınlık bilgileri Birleşik Devletler kaynaklı iken, ülkemizde otistik bozukluğun yaygınlığına ilişkin henüz yeterli bilimsel veri bulunmamaktadır.
    Otistik bozukluğun tüm ırklarda, etnik gruplarda ya da sosyal statüsü farklı gruplarda görülebileceği, ailenin gelir durumu, yaşam biçimi ve eğitim düzeyi ile otistik bozukluk arasında bir bağ olmadığı vurgulanmaktadır. Cinsiyetle ilişkili olarak alanyazında farklı görülme sıklığı bilgileri bulunmasına rağmen, ortak görüş, erkeklerde kızlardan daha fazla görüldüğüdür. DSM-IV-TR (2000)’e göre erkeklerde kızlardan dört-beş kez daha fazla görülme sıklığı vardır (Akt., Friend, 2006).
  • Otistik bozukluğun nedenleri nelerdir?

  • Diğer gelişimsel bozukluk ya da yetersizliklerde olduğu gibi, otistik bozukluğun da gerçek anlamda nedenleri tam olarak saptanamamıştır. Günümüzde, nörolojik işlevlerdeki bozukluğun otistik bozukluğu tetiklediği ve otistik bozukluğun görülmesinde bakıcıların suistimalı ya da ihmalinin söz konusu olmadığı kabul görmektedir (Friend, 2006; Heward, 2003; Turnbull, Turnbull, Shank, Smith ve Leal, 2002; Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007). Otistik bozukluğun nedenleri arasında Gillberg ve Coleman (2000)’a göre, çoklu genetik faktör etkileşimli olarak gelişimsel bozukluğa yol açmaktadır (Akt., Friend, 2006). Akshoomoff (2000), Anderson ve Hoshino (1997) ve Cook (1998)’a göre, otistik bozukluğun genetik faktörlerin yanında beyin gelişimindeki ve beynin sinirsel-kimya (neuro-chemical) yapılarındaki anormalliklerden kaynaklandığına ilişkin genel kabul gören bir görüş bulunmaktadır (Akt., Turnbull, Turnbull, Shank, Smith ve Leal, 2002).
  • Otistik bozukluğu olan bireylerin genel özellikleri nelerdir?

  • Sosyal etkileşimde, dil ve iletişim becerilerinde yetersizlikler, tekrarlayan, kendini uyarıcı, uygun olmayan davranışların sergilenmesi, rutinlere ve aynılığa olan aşırı bağımlılık gibi özellikler, erken çocukluktan başlayıp, süregelen bir gelişimsel bozukluk olan otistik bozukluğun genel karakteristikleri arasında yer almakta iken, bu bozukluğun (Down Sendromu’nda olduğu gibi) belirgin fiziksel özellikleri bulunmamaktadır (Friend, 2006; Heward, 2003; Smith, 2007; Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007). Otistik özellikler otistik bozukluk gösteren çocuklarda gözlemlenmekle birlikte, her otistik bozukluğa sahip çocuk farklı özellikler de gösterebilmektedir.

    Otistik bozukluğun çağdaş açıklamaları arasında yer alan “Zihin Kuramı” (Theory of Mind)’na göre, otistik bozukluk gösteren bireyler, başkalarının görüş ve düşünceleri olduğunu anlamada gerçek anlamda yetersizlikler göstermektedirler (Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007).

    Motivasyon güçlüğü yaşama, otistik bozukluk gösteren bireylerin bilişsel ve akademik özellikleri arasında en önemli özelliklerin başında gelmektedir. Sınırlı sayıda etkinliğe ve ödüle olan ilgi, öğrenmeye ilişkin motivasyonu da olumsuz etkileyebilmektedir (Friend, 2006; Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007).

    Dil gelişimine ilişkin olarak, otistik bozukluk gösteren çocuklarda dil gelişiminde gecikme görülürken, dili iletişim amaçlı kullanma ve başkaları ile etkileşim kurma konusunda önemli sorunlar yaşanabilmektedir. Otistik bozukluk gösteren çocuklar başkalarının dikkatini çekmek için ya da sosyal amaçlı iletişim başlatmayabilmekte, yaklaşık % 50’si ifade edici dil becerilerinden yoksun olabilmektedirler. İfade edici dil becerilerine sahip olanlar ise çok sınırlı beceriler göstermekte ve sıklıkla ekolali (anında/hemen ya da gecikmeli ekolali) özelliği göstermektedirler. Otistik bozukluk gösteren bireylerin, zamirleri (özellikle “ben” zamirini) kullanmadaki sıkıntıları en temel özelliklerinden bir diğeridir (Friend, 2006; Turnbull, Turnbull, Shank, Smith ve Leal, 2002; Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007).

    DSM-IV-TR (2000), otistik bozukluk gösteren bireylerin sosyal etkileşimdeki sınırlılıklarını dört başlık altında toplamaktadır. Bunlar; sözel olmayan davranışlardaki bozukluklar, yetersiz akran ilişkileri, başkaları ile başarı, ilgi ve zevk almayı kendiliğinden paylaşmadaki sınırlılıklar ve karşılıklı etkileşimdeki yetersizliklerdir (Akt., Turnbull, Turnbull, Shank, Smith ve Leal, 2002). Kendini uyarıcı davranışlar, otistik bozukluk gösteren bireyler arasında en yaygın rastlanılan problem davranışlar arasında yer almaktadır. Öne ve arkaya doğru sallanma, elleri çırpma/sallama ve herhangi bir işlevi olmayan tekrarlayıcı davranışlar, kendini uyarıcı davranışlar arasında gösterilmektedir (Friend, 2006; Turnbull, Turnbull, Shank, Smith ve Leal, 2002; Turnbull, Turnbull ve Wehmeyer, 2007).

    Duyusal problemler, otistik bozukluğu olan bireylerin yaşadığı en önemli sorunların başında gelmektedir. Otistik bozukluk gösteren bireyler dokunsal, denge, vücut farkındalığı, görsel, işitsel, tat ve koklama duyularına ilişkin farklı problemler yaşayabilmektedirler. Otistik bozukluk gösteren bireylerin duyu sistemleri konusunda yaşadıkları sorunlar tüm öğrenme alanlarını da olumsuz etkileyebilmektedir (Friend, 2006).

Web Tasarım:

Bugün: Toplam: